Pages

Haziran 07, 2009

CEZA SAHASI'NDAN DEVAM

Daha önce yazmıştım ha geçiyorum ha geçtim diye.Bundan sonra www.cezasahasi.net den devam edeceğim.Şimdiye kadar bu sayfaya uğramış herkese teşekkürler.Ceza sahası'nda bolca futbol konuşmak dileğiyle...

Bordo Mavi Bir Aşk Hikayesi


Son günlerdeki kriz ve arkasından gelen sessizlik ortamı bütün Trabzonspor'luların sinirlerini bozmaya devam ediyor.Bu sessizlikte birde gecenin ikisinde elektirikler kesilince iyice boşlukta hissettim kendimi.Bizim jenerasyonun genel özelliklerinden biri zaten bu,teknolojisiz yaşayamama.Neyse uykumda olmayınca kalem ve kağıdı elime alıyım dedim.Yaz aylarındaki boşlukta Trabzonspor tarihini kesim kesim anlatan ''Bordo Mavi'' diye bir seri yazmayı planlıyordum.Bu gece yarısındaki boşlukta bu seriye giriş olarak bu aşkın başlangıcını yazmak istedim kendi kendime.Zaten hayatta bir çok aksak giden şey varken aklımdaki ya da gönlümdeki yerini hiç kaybetmeyen bu renklerden ve bu aşktan daha iyi bir konu yok yazabileceğim.

İstanbul doğumlu ama Balıkesir'de yaşayan bir Balıkesir'li olarak Trabzonspor'luluğum her zaman her yerde yadırganmıştır aslında.Trabzonspor'luluğumu memleketimden önce öğrenenlerin ilk tepkisi burnunda küçük hiç benzemiyorsun valla olmuştur.Sonrasında Balıkesir'li olduğumu,Trabzon'a hiç gitmemiş bir Trabzonspor'lu olduğumu öğrenenlerin tepkileriyse bundan çok daha ilginç ve fazladır.Aslında doğruyu söylemek gerekirse liseye başlayana kadar bende bu şaşkınlıktan dolayı Trabzonspor ve Galatasaray'ı bir arada desteklemiş biriyim.Aslında bu noktadan sonra işler daha garipleşiyor.Zira 2000'de Galatasaray'ın Uefa ve Super Kupasını görmüş birinin bu ikilemde yaklaşık 20 senedir Şampiyonluk yüzü görememiş bir takımı seçmesi çok daha ilginç karşılanabilir.Trabzon'la hiç bir bağı olmayan,Galatasaray'ın Uefa ve Super kupa şampiyonluklarını görmüş ama ondan sonra Trabzonspor'a dönmüş,dönmeklede kalmayıp onu hayatının önemli yerine koymuş biri olarak bu ülkenin taraftarlık anlayışına en zıt noktadayım herhalde...

Bu ülkedeki klasik taraftarlık anlayışında sadece üç İstanbul takımı ve Trabzon'lular vardır aslında.Bursa'da,Kayseri'de ya da Balıkesir'de herhangi birine hangi takımlısın sorusu sorulduğu alınacak Bursa,Kayseri ya da Balıkesir cevabı kimseyi tatmin etmez.Israrla ikinci soru gelir, aslında hangi takımlısın?Niye bu ülkede Galatasaray,Beşiktaş ya da Fenerbahçe'li olmak mecburiyet halini almıştır bilmiyorum.Daha da ilginci bu üç takımla birlikte lig tarihinde şampiyon olmuş,tabiri caizse bir anadolu devrimi yapmış ve bunu 6 kez tekrarlamış Trabzonspor'u Trabzon'lu olmayıpta tutanlar da niye garipsenir acaba?Bunu en çok yaşayan insanlardan biri olarak anlamakta hala güçlük çekiyorum.En az diğer takımlar kadar büyüklüğünü kanıtlamış,42 yıllık tarihine 6 lig şampiyonluğu,7 Türkiye kupası,7 Cumhur Başkanlığı ve 5 Başbakanlık kupası sığdırmış bir takımın taraftarı olmak nasıl bir gariplik olarak görülür acaba?

Neyse fazlaca bu tartışmaya dalmadan nasıl bu garipliğin içine girdiğimi anlatayım kendi adıma.Lise yıllarına kadar Trabzonspor,Galatasaray karmaşasını yaşadığımı söylemiştim.Aslında az bile söyledim genellikle önceliğim Galatasaray'dı.İki takımın formasınıda giymezdim ama.En sevdiğim forma bugün en nefret ettiğim takımlardan Bayern'in formasıydı.Üstümden çıkarmazdım desem yeridir.O dönemlerde Galatasaray'ın üstüste yaşadığı şampiyonluklarda da büyük coşku duyduğumu söyleyemem.Uefa kupası finalinde Trabzonspor'lu babamın penaltılarda stressten yan odaya kaçışını,Popescu'nun golünden sonra hep beraber konvoya çıkışımızı hatırlıyorum.Onun kadar coşkuyla bağıramamıştım konvoyda.Süper Kupa finalinde Jardel'in penaltısını diz çökerek izleyen Fener'li arkadaşımı ve golden sonra attığı sevinç narasını hatırlıyorum.Yine ben sessiz sakin izlerken kenardan maçı.

Sonraları büyüme çağının etkisiyle bazı şeyleri anlamaya başladım sanırım.O dönemde Balıkesir'li olarak Trabzonspor'u tutmanın garipsenmesinden dolayı daha başarılı olan Galatasaray'ı tuttuğumu anlıyabiliyorum şimdi.Lise döneminde Trabzonspor'un ligde son 2 haftaya Fenerbahçe'nin 2 puan arkasında girerken oynadığı Galatasaray maçıyla tamamen değişti herşey zaten.İçeride oynadığımız maçta kahvede babamla yaşadığım stressi hatırlıyorum.O gün aslında hep Trabzonspor'lu olduğumu anladığım gündü.Hiç bir zaman yaşamadığım stressi yaşamıştım.Devre arasına 2-0 yenik girince yaşadığım şoku,maç sonunda 4-2'lik skordan sonra gözümden akan yaşları hatırlıyorum.O günden sonra Trabzonspor'dan başka bir takımıda ağzıma almadığımı biliyorum.

Dediğim gibi ilginç bir karar her açıdan Uefa kupası ve Süper Kupayı kazanmış bir takım varken 20 senedir şampiyonluk hasreti çeken taa uzaklardaki küçük bir şehrin takımına aşık olmak.Eğer Trabzonspor'lu olmaya cesaret edemeyip herkes gibi İstanbul takımlarından birini tutsaydım herşey çok farklı olurdu şuan.Bu arada cesaret edemeyip dedim açmak lazım.Trabzonspor'u Trabzon'lu olmadan tutmak gerçekten bir cesaret ve yürek isteyen bir iştir.Milyonluk şehirde 3-5 kişilik azınlıktan biri olmak.Galatasaray,Fenerbahçe ya da Beşiktaş tura binlerce kişiyle çıkmışken sessizce oturmak.Alabileceğin muhtemel bir kupadaysa 3-5 kişiyle sevinci dorukta yaşamaya çalışmak.Gerçekten mantıksal açıdan zor bir karardır 20 senedir şampiyon olmayan Trabzonspor'u Trabzon dışında bir şehirde tutmak.Zaten o yüzden sürekli Trabzonspor taraftarı değil Trabzonspor aşığı olduğumu söylüyorum ya.Aşk mantığın işleyemediği tek konudur zira.


Peki Trabzonspor'lu değil Galatasaray'lı olsaydım neler olurdu.Doğduğum yıl 88'i de katarsak tam 10 lig şampiyonluğu görmüş olurdum.6 Türkiye kupası,5 Cumhurbaşkanlığı kupası,5 Başbakanlık ve 1 Süper kupa şampiyonluğu görürdüm.Avrupa'da bir Uefa ve Süper kupa,bir Cl çeyrek finali vs.Peki bunca şeyleri yaşayamadığım için üzülüyor muyum diye soruyorum kendime.Evet,üzülüyorum.Ama bu kupaların kazanıldığını göremediğim için üzülmüyorum.Bu kupaları Trabzonspor'un kazanamamasına üzülüyorum.Umrumda bile değil aslında Trabzonspor'un kupa alıp almaması.Hatta kaçıncı ligde mücadele ettiği de pek önemli değil.Zira bu takım 3.lige Balıkesirspor'un yanına da düşse ben yine Trabzonspor'un peşinde koşup onun için bağıracağım.Çünkü dediğim gibi Trabzonspor'un taraftarı falan değilim Trabzonspor'un aşığıyım...

Trabzonspor'a aşık olmamın sebepleride var tabiki.Her ne kadar aşkta mantığın yeri yok desekde bir kıza aşık olurken bile insanın mantığa dayanmayan sebepleri vardır.Örneğin gülüşüne kapılırsınız ya da çok güzel bakar gözlerinize ya da öyle güzeldir ki başka sebep aramazsınız.Kimi zamanda karakterine kapılıp gidersiniz.Benim aşkım Trabzonspor'un karakterine kapılmamla başladı.Ne kazandığı güzel kupalar dikkatimi çekti ne aldığı büyük futbolcular.Sadece ve sadece diğerlerinden farklı olması bile yeterdi.İstanbul büyüklerinin sömürdüğü onlarca asalak takımlardan biri değildi.Bu ülkedeki her türlü eşitsizliğe karşı gelen sadece Trabzonspor'un değil bütün Anadolu kulüplerinin büyümesini benimseyen bir anlayış var çünkü Trabzonspor'da.''Nasıl yani kendileri herşeyi aştı da milleti mi düşünüyorlar?'' diyen çıkabilir onu da şöyle anlatayım.Trabzonspor taraftarı bu adaletsiz arenada takımının verdiği asil mücadeleye aşıktır kabaca.İşte bu adaletsiz arenada asil bir şekilde mücadele etmeye çalışan her türlü kurumunda büyümesini ve güçlenmesini isterler.Birileri tarafından geçilmek korkusu yoktur.Örneğin Kocaeli'de asil bir mücadeleye rağmen küme düşen Kocaelispor taraftarını ve takımını alkışlar Trabzonspor taraftarı.Ya da kimilerinin sandığı gibi Sivas'ın 5. şampiyon olmasından korkmaz.Sadece gerçekten hakedenin kazanmasını isterler.İşte Trabzonspor'un kendine aşık eden ana karakteri bu.Bir başka deyişle genç kızların aşık olduğu,bütün herkesin saygısını ve sevigisini kazanan mahallenin gerçek delikanlısı Trabzonspor.Eğer mahallenin diğer gençleri asıl delikanlıya kin tutmayı bırakırsalar Türkiye'de Anadolu takımları ve Türk futbolu da hakettiği yere çok daha kısa zamanda gelecektir bu benzetme bağlamında.Bu ülkede ilk futbol devrimi nasıl Trabzonspor'la geldiyse ikincisinin de öncüsü Trabzonspor olacaktır...

Haziran 05, 2009

TRABZON'DA KARA PERŞEMBE

Bugün Samet Aybaba hakkında bir yazı yazmıştım.Taraftar genel olarak benim gibi şaşkın ve tepkiliydi.Bu adımdan vazgeçileceğini düşündüğümden konuyla ilgili geniş yazıyı akşama bırakmak istedim.Ama gecenin bu saatinde bu Perşembe gününün Trabzonspor tarihine kara Perşembe olarak geçeceğini tahmin edemezdim.Sezon başından beri kendini Trabzonspor'un sahibi sananlar ve o Trabzonspor'da istedikleri atı koşturmak isteyenler hariç herkesin takdir ettiği başkan Sadri Şener kongre kararı aldığını açıkladı.Kongrede kesinlikle aday olmayacağını belirten Sadri Başkan'ın bu ani kararı almasında eski bir yöneticinin telefonuna gönderdiği sert eleştiri mesajının yattığı söyleniyor.Tabi bu sadece bardağı taşıran damla olabilir.Büyük bir mucize olmazsa uzun zamandan sonra kulübü şaha kaldıran Sadri Baba geri dönmeyecek.Aylardır onun yaptıklarına muhalefet olup ortalığı karıştıranlara Trabzonspor kulübü hayırlı uğurlu olsun.Eski tas eski hamam istedikleri gibi top koşturabilirler bahçelerinde.Ama bu kulübe aşık milyonlar onlara haklarını helal etmeyecektir!...

Öncelikle yazıya devam ederken benim hayatına hiç Trabzon'a gitmemiş ,Trabzon'la aşık olduğu Trabzonspor dışında hiç bir bağı olmayan biri olduğumu tekrar hatırlatmam lazım.Blogdaki diğer yazar abilerim şehrin dinamiklerini benden çok daha iyi bilecek kişilerdir.Aslında onların bu yazıyı yazmasını beklemem gerekebilirdi ama üzgün ve fazlasıyla öfkeliyim.Onlar bu yazıyı okuduklarında yanlışları düzeltebilir ya da eksikleri tamamlayabilirler.Bu kara Perşembe'yi anlatmaya sabahki öglenki açıklamadan başlayayım.Öğlen gelen açıklamada Sadri Şener Trabzonspor'u çalıştırmayı çok isteyen Samet Aybaba ile prensib anlaşmasına varıldığını ve Samet Aybaba'nın Trabzon'da yarım kalan işini tamamlayacağını düşündüğünü söylemişti.Bu haber sonrasında benim gibi bütün Trabzonspor taraftarları büyük bir şok içine girdi.Şok halinde sakince tepki gösterilemedi ve kulüp mail ve telefon yağmuruna tutuldu.Kimi tepkiler ağır denebilecek seviyedeydi.Genel olarak Trabzonspor taraftarlarının tepkisi Samet Aybaba'nın yetersizliği ve karakter olarak bu takıma uyumsuzluğuyla ilgiliydi.Karakter derken;Oumar Dieng'e atılan tokattan,Trabzonspor'dan ayrılırken yaptığı açıklamalara ordan koyu Beşiktaş'lı oluşuna ordan da son Eskişehirspor maçında rahatsızlanmasına stressi kaldıramayıp Antalyaspor golüne kadar takımı yalnız bırakmasına kara bir çok konu taraftarın tepki göstermesine sebep oldu.Kimi kesimler böyle bir anlaşmanın Trabzonspor'a ihanet olacağını,geçmişe dönüşü istemediklerini belirtip kombine,forma,Ts Card gibi konularda protesto edeceklerini söylediler...

Günün ilerleyen saatlerinde bu tepkinin ses getireceğine emindim ben kendi adıma.Her ne kadar taraftarın bu konuda da büyük bir kaos ortamı yaratması hoşuma gitmese de Sadri Şener yönetimin taraftarın düşüncelerini değerlendirip bu işin olmayacağını anlayacak kadar iyi bir yönetim olduğunu düşünüyordum.Akşam saatlerinde stressden uzaklaşmak,biraz Samet Aybaba şokunu atlatmak için verdiğim takipte asıl olaylar gerçekleşmişti.Olaya direkt olarak Lig Tv Trabzonspor muhabiri Can Karyağdı'nın açıklamalarından bağlandım.Sonra Sadri Başkan'ın telefon bağlantısını dinledim.Hem de 1 değil 5 belki 10 kez.Bir insan ancak ve ancak bu kadar doğruları konuşabilir diye düşünüyorum.Daha önce belediye meclisinin fuar alanı konusundaki karar toplantısından önce de camiaya bu gün söylediklerini söylemişti.Ama kimseden beklediği tepkileri o günde alamamıştı.Bir bütünlük yaratmaya çalıştı ilk geldiği günden beri camiada.Ama bütün olmak yine birilerinin işine gelmedi.Başarılı olmak için sağlam bir kasanızın ve sisteminizin olması gerektiğini bağırdı onlarca proje hazırladı.Paranın kimilerinin cebine değil Trabzonspor'un kasasına gitmesi için mücadele etti.Ve tabiki yine yaranamadı...

Trabzonspor küçük bir şehir takımı olmanın dolayısıyla kulübün bazı bireylere fazlasıyla bağlı olmasının sıkıntısını yaşadı bütün sezon boyunca.Öz evlatçılık takıntısındaki bazıları ve kulüp üzerinden rant kazanmaya alışık kişiler sezon boyunca hatasını bekledi yönetimin.Her tökezlemede biraz daha baş gösterdiler,biraz daha arttırdılar tepkilerini.Sadri Başkan'ın yaptığı hataları inkar edemem kesinlikle ama onun pes etmesini aç kurt gibi bekleyenlerin varlığı bir çok doğrunun hakettiği değeri görmemesi hatta ve hatta yanlış olarak gösterilmesine sebep oldu.Sadri Başkan giydiği ateşten gömleğin farkındaydı belki ama yaptıklarının bu kadar hor görülmesini ve Trabzonspor camiasının bazı şeyleri başarıdan,şampiyonluktan daha çok sevdiğini tahmin edemezdi...

Hemen büyük başkanın icraatlerinden bahsedelim yoksa sabaha kadar yazabilecek kadar üzgün ve kırgınım bu camiaya(sana ne oluyor diyebilirsiniz).Başkan gelir gelmez teknik direktör baskısı geldi önce.Bir kısım Ersun Yanal isminin değişmesini istiyordu ama o istikrarın bu işte öneminden bahsedip hocasıyla devam kararını aldı.Bu kararı alırken takımın içinde bulunduğu maddi konumu ve yeni yapılanma sürecinide düşündüğünü her hareketiyle belli etti.Sonra çoğunluğu Trabzon çevresinde küçük takımlarda oynayan genç yetenekler olmak üzere 21 transfer yaptı.Değirmenderespor Trabzon Karadenizspor haline getirdi.Öz evlatçıların sürekli niye alınmıyor diye bağırdıkları Abdurrahman,Engin Baytar,Özer,Erhan Küçük gibi isimlerden ilerde daha başkaları türemesin diye genç yetenekli Trabzon'luları Karadenizspor'a topladı.Bir başka deyişle daha önce Trabzonspor için yeterli olmayan diğer TSL takımlarına giden ve oralarda parlayan isimlerin sayısının artmasını engellemeyi amaçladı.Bu hareketiylede kimseye yaranamadı.O meşhur muhalefet kısmı sürekli oraya harcanan paraları sordu.Aynı kesim Abdurrahman'a ,Özer'e ,Engin'e,Erhan'a 3-5 verelim alalım yeterki Trabzon'lu olsun mantığındaydı.Sonra yabancı kısıtlaması olan bu ligde takıma genç yabancılar kazandırmak için Mvv ile ortak bir proje başlatıldı.Ama yine bir kesim eleştirmeyi kesmedi.Boffin'le Brüls'le adam mı olunur dediler.Bu adamlara kimlerin ne paralar verdiğini görmezden geldiler.Yıllardır yanlış yabancılara milyonlar yediren Trabzonspor'un doğru transfer mantalitesine girmesini kaldıramadılar.Lig başladı yeni takım ligde fırtınalar estiriyordu.Kimileri televizyona çıktı top mu oynuyoruz dedi.İstanbullu mu yendik şampiyon olacağız diyenler oldu.Yine kimin Trabzonspor'u kimin Trabzon'u ve menfaatlerini sevdiğini ortaya koydular.Şampiyonluk için yanan milyonlarca taraftarın birleşmeye ihtiyacı varken şampiyonluğa giden takımı inatla eleştirmeyi marifet bildiler.

Takım şampiyonluk yolunda yara aldıkça doğal olarak taraftarda takımda huzursuzlandı.Bu durumda Sadri Şener'e,Ersun Yanal'a,takıma cesaret olması gereken o camianın önde gelenleri yine ortalarda yoktu.Takımın sezon başında hedefi avrupa kupalarıydı ve ligde 3. lük aşağı yukarı garantiyken 1 pire için yorganlar yakıldı.Sivas maçından sonra şampiyonluk gitti gibi olmuştu.Camianın büyük baskısı altında iyice zor duruma düşen Ersun Yanal'ın görevine son verildi.Haftalardır kötü futbol diyenler,Ersun Yanal sadece iyi bir kondisyoner diyenler bu kez bu karar yüzünden yüklendi yönetime.Gerçekten şaka gibiydi.Önce kovun diye bağırdılar sonra naptınız,dereyi geçerken at mı değiştirilir dediler?Bu arada başka yerlerden vurmayıda ihmal etmediler.Trabzonspor Alpella'yı satın alıp basketbolda ikinci lige çıkmıştı.Bütün taraftarı basketbol aşkı sarmıştı.Final four da elenince takım ne işimiz var bizim parkede diyenler de türedi.Oraya harcanan paralara göz dikti birileri.En büyük rakiplerimiz denilen 4 büyüklerin yaptığını bizim yapamayacağımızı düşündüler.Ersun Yanal sonrası dönemde sancılıydı.Yabancı adaylara bugüne kadar başarısızlıklarını gösterip karşı çıkanlar oldu.Sonra pahallı maliyetler sebebiyle oklar Şenol Hocaya döndü.Bu sefer Şenol Hoca kavgası patladı.En iyi 2. dediler efsaneye.O iş Seul'un izin vermemesiyle yattı.Birileri çıkıp eski yönetimden parayı basıp bir Kore'lileri kandıramadınız dedi.Bardak iyice dolmaya başlamıştı.Taşıcak yer arıyordu.Bugün bardagın ağzı çeşmeye döndü.Doldu,doldu,taştı.Trabzon'daki 2 başarılı sezonu kıstas alınarak yapılan anlaşmadan sonra yer yerinden oynadı.Samet Aybaba'ya taraftarın belli ölçüde tepki göstermesi normaldi.Zaten Sadri başkanı sinirlendiren aylardır ortalık karışınca devreye giren ama elini taşın altına sokmayanların tepkileriydi.Kendisi yaptığı açıklamadada taraftarın herşeyimiz olduğunun üstüne basarak söyledi.Ki o taraftar kombinelerde,Ts club'larda ya da özel Ts Card gibi projelerde onları hiç yalnız bırakmamıştı.Her ne kadar Trabzon'daki tribün kültürü sorgulansa,Avni Aker cehennemlikten cennete dönüşsede Ersun'un futbolcuların bile tepki gösterdiği tribüne o asla suç atmadı.

Son bölümdeyse Belediye tutumundan bahsedelim.Kendisi yeterince güzel açıkladı. Fenerbahçe,Galatasaray gibi kulüplerin devletten ve belediyelerden aldığı destek ortada.Bir de Trabzon'un bir senedir alamadıkları.Belediye meclisinden dönen dosyalar,ertelenen toplantılar,kararlar vs.Akyazı projesi ve 2011'de Trabzon'da yapılacak Gençlik olimpiyatları konusunda da devletin ilgisizliği ayrı bir sorun.Önce yeni stad sözü verenler 2011 için stad yetiştirmesi gerekenler hala ortada yok.Ama bu konu da gidiyor yönetimin başını ağrıtıyor.Onlar defalarca kez bu konuyu vurgulamış olmalarına rağmen.Birde kulübe büyük gelir getirebilecek HES ve Trabzon limanı gibi konular var ki onlar tam içler acısı.O kadar uğraşıp didinip takıma gelir sağlayacak projeler üretiyorlar ve herkes destekten çok köstek oluyor.Kazanılan paraların Hüseyin,Tayfun,Tolga gibi üç beş kuruşluk iş yapan adamlara 2şer 3er milyon olarak dağıtılacağını bilseler bunca kıyamet koparmazlardı halbuki.Ya da keşke Samet Aybaba 61 yaşında olsaydı...

İşte genel olarak bugünkü olayların gelişimi ve oluşumu bu şekildeydi.Bu gün Trabzonspor tarihi bir gün yaşadı.Taraftar Sadri Başkan'ı geri kazanmak için çeşitli hamlelerde bulunacak,hazırlıklar başladı.Sadri Başkan'ın geri dönmesi bu düzene çomak sokmaya çaba gösterenlerin yüzüne tokat gibi çarpacaktır.Sadri Şener'in de Baba lakabına yakışır bir tavırla biz evlatlarını bu yolda yalnız bırakmayacağına eminim.Emin olmasam da öyle olsun istiyorum.Herkesin kendi dersini aldığını hayal etmek istiyorum...

http://www.cezasahasi.net/2009/06/trabzonda-kara-persembe.html

ÖNEMLİ AÇIKLAMA

Öncelikle buraya uğrayan ve yazılarımı okuyan herkese çok teşekkür ediyorum.Bloglar sayesinde tanışdığım Adem abimin www.cezasahasi.net'de yazmamı önermesinden sonra orda yazmaya başladığımı belirtmek istiyorum.Şu an için bu blogada devam ediyorum.Ordaki paylaşımların tam olarak oturmasından sonra buradan vazgeçip vazgeçmeyeceğime karar vermeyi planlıyorum.Şimdilik bazı önemli bulduğum yazıları iki taraftada paylaşacağımı da belirteyim.Ortak yazıların altında diğer linkte bulunacak.Tekrar bu sayfaya uğradığınız ve takip ettiğiniz için teşekkür ederim.

Haziran 04, 2009

BASKETBOL'DA SON DÜZLÜK


Aybaba haberinin etkisiyle bugün başlayacak Nba ve Tbl final serilerinden bahsetmeyi unuttum.Nba finallerinde The King'i eleyip finale gelen ve olası bir Kobe LeBron kapışmasından bizi mahrum bırakan Hido'lu Orlando bütün türklerin desteğini alacaktır.Her ne kadar Hido'yu oldum olası sevmesemde karşısında ondan daha uyuz olduğum Kobe var.Howard'ın müthiş performansı Cleveland'ı bitirmişti.Howard iyi oynayınca dışarda fink atma fırsatı bulan şutörlerde kendilerine altın tepside sunulan fırsatları müthiş bir yüzdeyle değerlendirdiler.Şimdi pota altı çok daha güçlü bir takım var karşılarında.Howard daha zorlanıcaktır.Aynı zamanda pota altındaki Bynum,Gasol ve Lamar Odom hücumcu oyuncular da bu Howard'ın eskisi gibi faul sıkıntısı yaşayabileceğini gösteriyor.Yine Cleveland serisinden farklı olarak berbat bir seri oynayan Mo'nun yerine büyük maçlarda daha da büyüyen Derek Fisher olacak.Cleveland'ı sadece Lebron'a odaklanarak geçen Orlando bu sefer Kobe'den çok daha fazlasıyla mücadele edecek.Aradaki büyük tecrübe farkıda serinin favorisinin Lakers olmasını sağlıyor.Gönül bu kez Hido'nun yanında Allah Howard'a nazar değirmesin...




Türkiye'de ise bu gönül her zaman olduğu gibi Efes'in yanında olacak.Kurduğu kadroyla ligi domine eden Efes malesef Euro Lig'de büyük hayal kırıklığı yaratmıştı.Fener'se Willie Solomon transferine kadar Efes'i tehdit edemeyecek gibi gözüküyordu.Ama bu Solomon anormal bir adam olduğu için kesin konuşamıyorum artık.Milli takımımıza katılsa keşke diyebiliyorum sadece.Solomon geçmiş senelerdeki performansını tekrarlarsa serinin ibresi Fener'e kayabilir.İlk maç bu akşam 8'de serinin gidişatını rahatlıkla görebileceğiz bu maçla beraber.Haydi Efes...

ŞAKASI BİLE KORKUNÇ


Ajanslara yeni düşen haber Samet Aybaba ile Trabzonspor'un anlaştığı yönünde.Daha önce 2 sezon Trabzonspor'u çalıştırmış olan bu sezonu ise Gençlerbirliği'nde tamamlayan Samet Aybaba'nın takımın başına geçme ihtimali bile korkutucu.Resmi açıklama gelmeden uzun uzun yazmak istemiyorum ama bu camianın ana sorunu ruhsuzluk ve birlik olamamayken son yönettiği takım son haftada kümede kalma maçında 4 yemiş ve Trabzon'da hiç sevilmeyen bir adamın tercih edilmesi büyük bir hata.Her ne kadar bana Şenol Hoca'nın sözleşmesi bitene kadar takıma bakıcılık yapacak gibi gelsede bu camianın 1 sene değil 1 dakika bile kaybetmeye zamanı yok.Zaten Kayseri maçında stresten istifra eden birinin şampiyonluk maçında kalp krizi geçirmemesi mümkün değil.Büyük bir umutla yalanlamayı bekliyorum...

LUCAS BİGLİA// NEREYE GELİRSEN GEL


Bu medya bana çok şey yazdıracak bu transfer döneminde belli oldu.Lucas Biglia onların ağzından düşmeyen isimlerden biri.Kendisi benim futbol kriterlerime göre kral topçudur.Gago'nun Real Madrid'te oynadığı şu futbol aleminde yeri uzay futbolu oynayan Barça'dan aşağı olmamalıdır herhalde.Aslında Gago üzerinden kıyaslama yaparsak dünya futbolunda haksızlığa uğrayanların listesi bitmez o ayrı.Biglia'nın yeteneklerinden özelliklerinden falan bahsetmeye gerek yok.Çoğunluk biliyor zaten bilmeyenlerde 1-2 yıla hayranı olurlar.Bugünki yazının konusuda Biglia'nın her Allah'ın günü başka bir Türk takımına transfer edilmesi.Tabi medyamızın yaratıcılığında sınır olmadığından oyuncunun maliyeti ya da kariyer hedefleri atıp tutmalarına engel olmuyor.3-4 transfer dönemi boyunca Trabzonspor'a kazandırılmaya çalışılan Biglia daha sonra medya sayesinde Fener'li ve Beşiktaş'lı da olmuştu.Şimdiyse Galatasaray'a layık görmüşler Biglia'yı.Gerçekte ise Cristian Benitez'e 14 milyon Euro sayan Birmingham onun için 10 milyon Euro'yu vermeye hazır.Şu saydığımız türk takımlarındansa sadece biri 10 milyona ön libero transferi yapabilir.Medyamız her ne kadar Mevlana'nın ''Gel,gel,ne olursan ol,gel!'' sözünü çoktan ''Nereye gelirsen gel yeterki gel!'' e çevirmiş olsada kendisinin onların karşısında kontrata sözleşme atacağına ihtimal vermiyorum.Ama küçükte olsa tek ihtimalin Fenerbahçe için var olduğunu artık anlarlar umarım.Yeni adamlara yönelsinler mesela Ramires.Hem iyi satış yaptırır.Fener Ramires'i Milan'ın elinden kaptı başlığı ,Fener'in Brezilya'lı hayranlığı da düşünülünce çok inandırıcı ve heyecan verici olur!..

DELİ İBO


Adem oğlunun en büyük problemi agzına hakim olamaması olmuştur tarih boyunca.Sezon başında terlik kavgasıyla kaptanlıktan olan ve satılık listesine koyulan İbo da şampiyonluğun üstüne Azerbaycan maçında güzel bir gol atınca gaza gelip ağzının kontrolünü kaybetmiş.Kendisini Paolo Maldini'ye benzetmiş.Aslında benzetme demek az kalır zira kendisinin Maldini'den eksiği değil fazlası olduğunu söylemiş.Ne diyelim Süperlig ve Fortis değil de Maldini gibi 5 CL şampiyonluğu,5 Uefa Süper Kupası,1 Dünya Kulüpler kupası,2 Kıtalararası Kupa,7 Seri A şampiyonluğu,1 İtalya kupası,5 İtalya Süper Kupası ve milli takımla da 1 Avrupa Şampiyonluğu kazansa neler diyecek acaba.Bu arada efsanenin vedasıyla ilgili birşey yazamamıştım buraya,saygılar şelale büyük efsaneye.Cristian'ı heyecanla bekliyoruz peki İbrahim Üzülmez'in oğlunun Beşiktaş efsanesi olmasını isteyen var mı?


"İtalyan futbolunun efsane ismi Maldini’nin izinde yürüyorum. O da yıllarca Milli Takım ve Milan formasını giydi, tarihe geçti. Ondan ne eksiğim var. Fazlamın olduğuna inanıyorum. Futbolda hedef olacak. Bendeki hedef sonsuz.Fatih Hocam da Mustafa Denizli de bana güvenip forma veriyorlar, sahaya sürüyorlar. Ben de elimden gelenin en iyisini veriyorum"

TEKNİK DİREKTÖR SAVAŞLARI

Bu dönem klasikleşmiş ''Transfer Savaşları'' başlığı biraz değişikliğe uğradı.Herkes yine köşesinde transfer çalışmalarıyla ilgili bir şeyler yazıyor.Yine onlarca futbolcunun üzerlerindeki forma fotoshop denilen icat sayesinde renk değiştiriyor.Ama bu sezonun diğerlerinden daha ilginç bir yanı var sanırım.Herkes muhtemel transferleri konuşurken kadrosu hergün baştan yazılan takımların hiçbirinin başında kesinleşmiş bir teknik direktör yok.Bu çarpıklık medyamızın çarpıklığı mı kulüplerimizin çarpıklığı mı kararı size bırakıyorum.

Öncelikli olarak taraftarı olduğum takımdan başlamak lazım adaylar konusunda.Ersun Yanal'ın istifasından sonra bir çok isim anıldı Trabzonspor'la.Sadri Başkan ve yönetimse kıstaslarını ortaya koymakta gecikmemişlerdi.Haziran başına kadar daha önce kariyerinde şampiyonluk tecrübesini yaşamış bir isimle anlaşılacaktı.Önceleri herkes yabancı adaylardan birinin bu koltuğu kapacağına emindi.Sonra o uçuk adaylardan dönülüp Trabzon arabasının stepne lastiği olarak değerlendirebileceğimiz Şenol Güneş'e dönüldü.Şenol Güneş'in hayır diyemeyeceğini bütün Trabzonspor'lular biliyordu.Taraftar çoktan ikiye bölünmüştü hemen her alanda olduğu gibi(diğer alanlarda 2 az aslında).Bir kısım ben ve benim gibi Şenol Hoca'ya karakteri ve futbol bilgisi bakımından tapanlardan oluşuyordu.Diğer kısımsa kendi içinde 96' yı unutamayanlar,Şenol Hoca'nın bir kez daha harcanmasını istemeyenler,taraftar tepkisinden korkanlar ya da Şenol Hoca'yı yetersiz olarak değerlendiren kabaca 4 gruptan oluşuyordu.Çoğunluk sonunda kazandı.Şenol Hoca defteri dün kapatıldı.Seul bu transfere izin vermedi.Yaptıkları ressam benzetmesiyse beni benden aldı doğrusu. Şimdi en başa dönüldü bu işte.Şimdiye kadar gördüğüm bütün yönetimlere yakışırdı bu hareket ama doğruların adamı Sadri Başkan'a yakışmadı kanımca.Şimdi en başta kapısı çalınan ve daha yetersizim cevabı alınan Tolunay'a dönülmüş.Israr onu genç yaşta Trabzon kapısından içeriye sokabilir.Daha önce adı geçmiş Aykut Kocaman,Abdullah Avcı gibi isimlerse çoktan unutuldu.Yabancı harekatının başlaması yakındır.Bizim gönlümüzden geçense şehrimizi fazlasıyla tanıyan,kısa zamanda kovulmasına rağmen Trabzon'dan çok üzgün ayrılan Halilhodziç'tir.Yanında getirebileceği esmer Fildişi'lilerse iştahımızı daha da kabartmakta.Tabi yabancı hocanın altına Hami gibi Trabzon'un efsane isimlerinden birinin yerleştirilmesi hem hoca hem de Trabzonspor'un geleceği ve ruhu için büyük bir zarurettir bence.

Diğer takımlaraysa lig sıralamasına göre değinelim.Bjk'de teknik direktör sorunu yok gibi gözüküyor.En azından kimse Beşiktaş adının yanına 3-5 hoca yazmıyor ama Mustafa Denizli'nin çift kupaya rağmen henüz sözleşme imzalamadığını unutmamak lazım.Bahsi geçen isim başkası olsa kesin kalır derdim ama Mustafa Denizli ilginç bir adam ben kabul etmeme ihtimalininde var olduğunu düşünüyorum.Beşiktaş'ın Mustafa Denizli'den sürpriz bir cevap alması durumundaysa alternatifsiz yakalanıp yeni facialara yelken açma ihtimalinide unutmamak gerekir.Umarım Bjk bunu akıl etmiş Mustafa Denizli'den bizim bilmediğimiz bir imza almış ya da alternatifleri hazırlamıştır.




Henüz kesin bir açıklama gelmesede Fenerbahçe bu sorunu eski göz ağrısı Daum'la halletmiş gözüküyor.Aragones'e verecekleri tazminat ve üstüne Daum'un 3.5 milyonluk yıllığı!Geçen sezon Zico'yu gönderilerek yapılan hatanın maliyetine bu ara dönemdeki yanlış transferler,kaçan muhtemel şampiyonlar ligi hatta şampiyonluğu da ekleyin.Bir de CL'de çeyrek finalden grup 4.lüğüne gerileme var.Yeni dönem Fenerbahçe'sine değinecek olursak işleri çok zor.Eksikleri fazla ve transfer çılgınlığı kapıda.Muhtemel bir başarısızlıkta Aziz Yıldırımı o yaptırdığı müthiş tesislerin altına gömebilir sabırsız Fener taraftarı.




Sorunun büyüğü Galatasaray'da asıl.Yönetim hataları bitmek bilmeyen Galatasaray yine Türkiye ligini tanımayan adamların peşinde.2 sezon önce yeni bir 2000 jenarasyonu yakalamanın kıyısına gelen,milli takımı aşağı yukarı tek başına oluşturan,üstüne Hagi,İlie,Popescu üçlüsü tarzında Kewell,Meira,Baroş'u sudan ucuza kapayan Cimbom açık ara şampiyon olması gereken ligde Avrupa Ligi vizesini zor aldı.Bence bunun sebebi sadece yönetimken onlar yeni maceralar aramaktan vazgeçmiyorlar.Guardiola modeliyle getirdikleri Bülent Korkmazı bütün Uefa madalyalılara yaptığı gibi yarı yolda bırakan yönetimin yeni fantazileri var.Le Guen,Schuster,Daum transferi yatanlar gibi gözüküyor.Yeni favori ilk yurt dışı macerasında Tottenham rezaletini yaratan Juande Ramos.Cepteyse Co Adriaense var gibi gözüküyor.Hollanda tv'si RTL7'nin yıllık 5 milyona bu işin bittiğini iddia etmeside ilginç.Bu 5 milyon bir aralar Lincoln'ün Brezilya'da ücretiyle ilgili yaptığı açıklamayı hatırlattı bana.Nerdeyse 200 milyon borcu olan ve stad krizi yaşayan bir takım için medyada dolanan transfer dedikoduları ve ücretler akıl alır gibi değil.Borç yiğidin kamçısıdır mantalitesindeki Türkler'in bu işi fazlasıyla abarttığının Galatasaray kanıtıdır bence.Diğer yandan bu Türkiye yabancısı hocaların altına Bülent Hoca yerleştirilebilir miydi acaba?Tabi Gs için bir çok fedakarlık yapan bu adamın bunca seyden sonra böyle bir teklif alması onun gururunu icitedebilir.Bu arada Galatasaray'la adı anılan diğer isim 61 yaşındaki Gerard Houlier'i Sadri Başkan'a tavsiye ediyorum.Yemin ederim Trabzonspor'a değil Trabzon'a ve o 61'e aşık olan Trabzon kentini coşturur...


Ligin diğer teknik direktör sıkıntısı yaşayan takımlarının başındaysa Gençlerbirliği geliyor.Ligde tabiri caizse şans eseri kalan takım için 2 aday var medyada.Cavcav'ın iki kez kavgalı ayrıldığı Ersun'u geri istemesi ilginç.Büyük ihtimalle takımın ilk yarı sonunda ligde kalmasını garantilemenin tek yolunun Ersun olduğunu anlamış.2. devre krizi çokda umrunda olmaz paracı Cavcav'ın.Diğer isimse benim için yabancı ,62 yaşındaki Hollandalı Aad De Mos.Kendisi bugün Cavcav'la görüşmüş,Gençlerbirliğine anlayamadığım bir yerlerden sempatisi varmış.Fuat Çapa vakasına benzettim bu olayıda ,Maastricht'te halen iyi işler Fuat Çapa ilaç olamamıştı Cavcav'a.Ankaraspor'da da Aykut Kocaman istifa etmişti.Ankaragücü ile birleşme çalışmalarından transfer arayışlarına sıra gelmemiş sanırım ki hiç haber yok ortalıkta.Ayrıca birleşme olursa ne olacak konusunda da federasyondan çıt yok.Düşmekten son anda kurtulan Denizli'de ve Antalya'da ise Mesut Bakkal ve Şifo Mehmet henüz sözleşme imzalamadılar.İkisi de muhtemelen takımda kalacaktır ama ön şart olarak gelecek sezonu rahat geçirebilecek takviyeler istiyorlar.Zaten sözleşme imzalanmadan sözler vermeye bayılan futbol adamlarımız için zor olmayacağına eminim orta sıralara oynayan takım yaratmanın...

İşte hergün gazetelerde onlarca transfer yapan takımların asıl yaratıcıları olması gereken teknik direktör arayışları.Bir gün bütün herşeyin düzeleceğini,futbolda başarının sistem gerektirdiğini birilerinin anlayacağını hayal etmeye devam ediyoruz yine...

Haziran 03, 2009

MARC LLOYD- WİLLİAMS


Forlan ve Avrupa gol krallığı herkesin ağzında olan konulardan biri bu aralar malumunuz.Aceto Balsamico da bu vesileyle Avrupa gol krallığı yarışının tarihçesini sunmuş bize.Listede bir çok dünya yıldızı dikkat çekiyor normal olarak.Bir de aa bu da kimmiş baya atmış dedirtenler var.Genellikle bu oyuncular 1 sezonda küçük(baya küçük Estonya vs.) ülkelerde parlamış sonra kaybolup gitmiş,büyük liglerin kapısına dahi gelememiş isimler.Bu listeden gözüme çarpıp google abiye sorduğum isimlerden biride Marc Lloyd-Williams.Abimiz hiç bildik takımlarda oynamamış ya da oynama fırsatı bulamamış ama istatistikleri akıl almaz.artık 36 yaşında olan Galli futbolcunun kısaca kariyer verileri..

BORN 08/02/73
COUNTRY WAL
POSITION S

All-time Welsh Premier appearances
SEASON
CLUB
APPS
SUB
GOALS

1992-93
Porthmadog FC
30
7
6

1993-94
Porthmadog FC
38
0
22

1994-95
Bangor City
28
1
21

1996-97
Bangor City
19
1
10

1997-98
Bangor City
37
1
21

2000-01
Bangor City
21
0
21

2001-02
Bangor City
33
1
47

2002-03
Bangor City
14
3
10

2003-04
Aberystwyth Town
26
6
18

2004-05
Total Network Solutions
27
7
34

2005-06
Total Network Solutions
24
9
26

2006-07
Bangor City
27
3
19

2007-08
Rhyl FC
10
3
7

2007-08
Newtown AFC
20
0
16

2008-09
Porthmadog FC
33
0
24

Totals
387
42
302
2008/9 campaign (where applicable)
SEASON
COMPETITION APPS SUB GOALS YELLOW RED
2008-2009League Cup30100
2008-2009Welsh Premier League3302440